Sürdürülebilir Beslenme

0

Sürdürülebilir beslenme sağlıklı diyetler ile tüm bireyler için malnütrisyonun her türlüsünün önlenmesini amaçlayarak eşitlikçi, güvenilir, erişilebilir, kabul edilebilir ve maliyet olarak karşılanabilir bir şekilde hayatımızda yer almasıdır.

Biyoçeşitliliğin ve dünyamızın korunmasını destekler. Bulaşıcı hastalık riskini azaltır. Daha sağlıklı bir ömür ve temiz bir çevre sağlar. Sürdürülebilirlik kavramı ilk kez Birleşmiş Milletlerin çatısı altında Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun (WCED) 1987 yılında yayımladığı ´Ortak Geleceğimiz’ adlı raporunda ele alınmıştır. Raporda özet olarak gelecek kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakmak ve kalkınmayı sürdürülebilir kılmak konuları ele alınmıştır. Gıda Tarım Örgütü (FAO) 2050 yılında hayvansal besin talebinin karşılanabilmesi için besin üretiminde en az %62 oranında artış sağlanması gerektiğini belirtmiştir.

Küresel olarak düşünüldüğünde üretilen besinin üçte biri israf edilmektedir. Ayrıca sağlıksız olarak sürdürülebilir olmadan üretilen besinler insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu şekilde besin üretimi sera gazına neden olmakta ve temiz su kaynaklarına da zarar vermektedir. Sürdürülebilir olmayan besin üretimi ve tabi bu besinlerin tüketimi beslenme geriliği, kirli çevre, gelecek kuşakların yeni hastalıklar ile karşılaşması gibi birçok sorunun temelini oluşturmaktadır.

Sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme için yaşam döngüsünde sürdürülebilir beslenme modelleri yer almaktadır. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar sonucunda Akdeniz Diyeti ve Nordik Diyeti olan iki Avrupa diyetinin sağlığı destekleyici olduğu rapor edilmiştir. Kısaca bahsetmek gerekirse Akdeniz bitkisel besin tüketimine dayanır ve 4 sürdürülebilir yararı vardır. Bunlar; Sağlık ve beslenme yararı, Düşük çevresel etkisi ve biyoçeşitlilik zenginliği, Yüksek sosyokültürel besin değerleri ile kültürel miras oluşu ve olumlu yerel ekonomik geri dönüşümüdür. Nordik Diyeti ise Nordik ülkeleri halkınız taze, mevsimsel ve yerel besinler yemelerinin teşvik edilmesi üzerine geliştirilmiştir. Dört temel özelliğe sahip bir diyettir. Bunlar; Sağlık, Gastronomi güç, Sürdürülebilirlik ve Nordik kimliğidir. Her iki diyette de bitkisel kaynaklı beslenme, deniz ürünleri tüketimi ve tam tahıl ürünlerini içeren diyet uygulanmaktadır. İki diyetin en temel farkı zeytinyağı yerine kolza (konola) yağının kullanımıdır. Bu bölgesel bir farktır diyebiliriz. İki diyetinde temel amacı sürdürülebilir beslenmedir.

Sürdürülebilir beslenmeyi toplum sağlığı üzerinde etkisi olan diyetisyenler üstlenmeli ve yerine getirmelidir. Diyetisyenler toplum sağlığı için Sürdürülebilir Kalkınma ve Paris Antlaşması İlkeleri doğrultusunda daha sağlıklı bir toplum ve daha temiz bir gelecek imkanını aşılayabilirler. Aynı zamanda ülkeler Ulusal Beslenme Rehberlerini sürdürülebilirliğe göre hazırlamalıdırlar.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.